Saturday, March 21, 2009

Altenatifsizlik...


Bugünkü köşesinde Ahmet Altan özetle şunları soruyor:

"Deniz Baykal’ın ne istediğini bilen kimse var mı bu ülkede?
Ne istiyor Baykal?
Nasıl bir Türkiye istiyor?
CHP’liler, bir ihtimal, “tam bağımsız, laik bir Türkiye istiyor” diyeceklerdir.
Peki, o zaman şunu sormamız gerekmiyor mu, “niye Türkiye’nin NATO üyeliğine
karşı çıkmıyor?” NATO’ya üye bir ülkenin tam bağımsız olması mümkün mü?
Laikliğe gelince...
Baykal’ın “laiklik” konusunda bugüne dek ortaya koyduğu en önemli ölçü “türban”dı
benim görebildiğim kadarıyla.
“Çünkü türbanı siyasi bir simge olarak görüyordu,” diyebilirsiniz.
Türbanın “siyasi bir simge” olmasının ne zararı var, bunu demokrasi açısından ayrıca
tartışabiliriz de burada asıl söylemek istediğim, “türban”a bu kadar karşı olan, türban
nedeniyle siyasi ortamı altüst eden Baykal neden partisine türbanlılarla çarşaflıları aldı?
“Her mahallede Kuran kursu” siyasetine dört elle niye sarıldı?
Ordunun muhtıra vermesinin yolunu niye açtı?
Baykal neden “Ergenekon’un avukatı” oldu?
Artık iyice anlaşılıyor ki Ergenekon, “asker omurgalı” bir çete.
Her yeni çıkan belge bunu gösteriyor.
Deniz Baykal, bu ülkede demokrasinin, sivil siyasetin, halk iradesinin varlığının sürmesini
istiyor mu?
Mustafa Balbay’ın günlüklerine göre Baykal, o sıralarda bir darbe planlayan Eruygur’u
arayıp şöyle diyor:
“Sizde bir sarsılma var.”
Baykal, darbecilerde bir “sarsılma” görmüş, yakınıyor.
Sağlam durmalarını istiyor.
Niye?
Demokrasi için mi?
Sivil siyaset için mi?
Özgürlük için mi? "

Altan'ın tespiti şu: "Baykal AKP’yi “siyasette yenmek” istemiyor."

Baykal'ın bu pasifliğinin farkında olmayan yok. Partisinin oy alması da, artık CHP'den birşey beklenmesinden ziyade, AKP'ye karşı bir tampon oluşturuyor olmasından mütevellit.

Maalesef.

Ahmet Türk bile şöyle diyor: "Öyle güzellik uykusuna yatarak başbakan olamazsın. Erkek güzeli olarak kal sen; sadece erke güzeli."

Baykal, dün iktidara yüklendi. "İşsizlik rekorlar kırıyor, çiftçinin beli bükük, köylü bir kenara itildi, gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin toplam borcu 220 milyar dolar. Bunlar geldi, 7 yıl kaldı, Türkiye'nin borcu 500 milyar dolar oldu. Bir de elde avuçta ne varsa sattılar. Telekom, Petkim, Tüpraş ne varsa hepsini sattılar. Bırak sen CHP ile uğraşmayı da bu halk sana Başbakanlık vermiş sen Türkiye'yi yönet." dedi.

Buraya kadar kritik güzel.
Pekiyi, Baykal "muhalefet"in anlamını hatırlıyor mu?
Neden alternatif önerilerle, yapıcı politikalarla ortaya çıkamıyor bir türlü?
Sorun tespiti iyi de, çözüm önerisi nerede? CHP iktidar olsa ne yapardı?

Muhalefetten ötesinde gözü yok CHP'nin...

*Keep Tuned~Consti Reports*

No comments: